Merhaba dünya!
WordPress’e hoş geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenleyin ya da silin. Sonra yazmaya başlayın!
WordPress’e hoş geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenleyin ya da silin. Sonra yazmaya başlayın!
Soğuk havaların artmasıyla birlikte kan dolaşımı yavaşlıyor ve cildin ihtiyaç duyduğu nem oranı artıyor. Havalar henüz çok fazla soğumadan yazın etkilerinden hala kurtulma vaktiniz var.
UV güneş ışınlarının etkisiyle kuruyan, kalınlaşan, yıpranan ve lekelenen cildi toparlamak için kış aylarına özel bir bakım ile girmek gerekiyor. Soğuk hava koşullarına karşı cildi yenilemek için ilk adım peeling işlemlerinden geçiyor.
PEELING
İlk adım olarak, kış mevsimine giriş yaparken ciltteki renk ve doku düzensizliklerinin giderilmesi ve yenilenmesi için peeling uygulanmasına başlanabilir.
Sağlıklı bir görünüme sahip olmak için cildin ölü hücrelerden temizlenmesi gerekiyor. Peeling cildi temizleme işlemlerinden biridir. Aynı zamanda ciltte yeni tabaka oluşumuna da teşvik eden bir üründür. Ciltteki sivilce akne cilt sorunlarının giderilmesine yardımcı, ince çizgiler ve kırışıklıkların oluşumunu, lekeleri gidermeye yardımcı bir ürün ve uygulamadır.
Peeling, cildin üst katmanının soyularak, pul pul dökülmesini ve bu sayede ciltteki hücre döngüsü hızlandırmayı destekler. Cilt ölü hücrelerden arındırılır ve ciltte yeni hücre oluşumunu desteklenmiş olur. Üst derinin soyulması ile ciltteki tahriş olmuş ve hasar görmüş tabaka kaldırılır, alt katmanındaki sağlıklı tabakanın ortaya çıkmasına yardımcı olur. Sağlıklı bir derinin en önemli özelliklerinden biri, bu yenilenme sürecinin kusursuz biçimde gerçekleşmesine bağlıdır.
Peeling uygulamalarında ölü hücreleri yok ederken aynı zamanda cildin koruma fonksiyonu da ortadan kaldırılmış oluyor. Cilt yeni doğmuş bir bebek kadar hassas ve dış faktörlerin saldırısına karşı oldukça korunmasızdır. Uygulanan peeling ardından cilt hemen tekrardan yapılandırılmalı ve desteklenmelidir.
Tavsiye edebileceğimiz cilt bariyerinin tekrar güçlenmesine yardımcı Dr. Baumann After AHA Ampul veya cilt yapısında da bulunan Dr. Ceramid Ampul / Dr. Baumann Ceramid Liposome kullanmanızı öneririz. Seramid tıpkı bir evin çatışı gibi cilde dışardan gelebilecek dış etkenlere, serbest radikallere ve mikroplara karşı korumayı desteklerken aynı zamanda cildin en üst tabakasının bariyer fonksiyonunu üstlenmiştir. Boynuzsu tabakanın sağlam olmasını, ölü hücrelerin atılımının düzenli olarak gerçekleşmesini ve yağ / nem dengesini sağlamaya yardımcıdır.
Peeling uygulama sürecinde ev bakım ürünlerinizde bu yapılandırmaya yardımcı ürünleriniz yoksa, peeling uygularken veya bakımlarında dikkatli olmanızı önerebiliriz. Uygulama sonrası doğru desteklenmeyen cilt dış etkilere karşı savunmasız kalacaktır. Dr. Baumann Ceramid Lipozom cildinizin ihtiyacı olan koruyuculuğu ve bariyerin tekrar hızlı bir şekilde oluşumunu desteklemeye yardımcıdır. Yaz kış güneş koruyucu ihmal edilmemelidir.
Hatice İNANIR
Üstad Skinolojist Güzellik Uzman ve Eğitmen
Çok basit aslında, hava durumunu düşünelim hemen. Hava yağmurlu olduğunda üzerimize yağmurluk giyiyor ya da şemsiye açıyoruz. Kış aylarında ise üşümemek için çok daha kalın giyiniyoruz. Bu hisleri direk yaşadığımız için hemen gerekli önlemi alıyoruz. Aksi taktirde ya terler ya da soğuktan donar ve hasta oluruz. Peki bu önlemleri alırken, neden cildimizi unutuyoruz. Cildimiz yani deri vücudumuzu saran en büyük organımızdır. En üstteki derimizin görevi de bizi korumak. Biz bu derimizi sizce yeterince koruyor muyuz?
Biz derimizi ne kadar çok korursak, ihtiyaçlarını doğru zamanda karşılarsak derimiz yani cildimiz de bizi korumaya ve sağlıklı görünmeye devam edecek.
Önceliğimiz;
1) Temizlik; her sabah ve akşam cildimizi cilt yapımıza uygun bir temizleyici ile süt ya da jel ile temizlemeliyiz. Gün boyunca tüm çevresel kirlere, makyaj ürünlerine…vb etkenlere maruz kalan cildimizi bu zararlı fazlalıklardan kurtaralım ve nefes alsın. Sabahları ise, gece boyunca biz uyusak da faaliyetine devam eden mucize metabolizmamız deri yüzeyine salgı yollamakta. Bu nedenle gece oluşan cilt yüzeyindeki fazlalıkları da cildimizden arındırmak için sabah yine temizlememiz şart.
2) Tonik ferahlık, canlılık kazandırırken, yağda eriyen kirleri temizler. Özellikle 4,8 tonik bu noktada önem kazanmakta, çünkü cildimizin pH dengesini sağlar. Doğru pH dengesine ulaşan cildimizin savunma mekanizmasından sorumlu flora bakterileri cildimizin sağlıklı kalmasına yardımcı olmaya devam eder. Ayrıca şikâyet ettiğimiz siyah noktaların oluşumu azalır ve gözeneklerimiz daralır.
3) Serum; belirttiğim gibi metabolizmamız mucizevi şekilde çalışıyor aslında, ancak yaşam tarzımız, beslenme şeklimiz gibi nedenlerden dolayı cildimiz kendi doğal kremini üretmekte zorlanıyor. Bu nedenle bizim bu eksiklikleri dışarıdan takviye etmemiz gerek. Cildin tekrar sağlıklı bariyerini oluşturması için gerekli serum ve daha derine etki edebilmek için özellikle lipozomları kullanmamız gerek.
4) Neden krem? Temizledik, Lipozomlar ile beslemeyi yaptık şimdi ise, cildimiz ve dış etkenler arasında bir koruyucu bariyer oluşturmamız gerek. İşte asıl kremlerin görevleri bu görevi yerine getirmektir.
5) Göz kremi ayrıca kullanmamız gerek, çünkü göz çevresi vücudun en hassas ve ince deri yapısına sahip. Bu narin bölgeye daha hassas davranmalı ve ona özel krem, jel ve ampuller kullanmalıyız. Evin hassas çocuğu gibi düşünebiliriz.
Bu birkaç adımlık cildin günlük bakımı cildimizin kırışmasını ve esnekliğini kaybetmesini önemli ölçüde azaltacaktır. Genç yaşta olsa bile, cildinizin düzgün göründüğünü düşüncenizde temizleme ve krem özellikle kullanılmalıdır. Sıkça duyduğum bir cümle “Ne kadar geç başlarsam o kadar iyi ya da şimdiden cildimi alıştırmayayım “O zaman ben sormak istiyorum:
Kışlıkları ne kadar geç giyersen o kadar iyi mi?
Yağmur altında üşümeye ne kadar dayanabilirsin?
Saunada kaç gün kalabilirsin?
Kaç gün susuz yaşayabilirsin?
Aynı şeyler, cildimizin basit ihtiyaçlarını karşılamak gereksiz, önemsiz ya da pahalı geliyor. Fakat gerekli ihtiyaçlar zamanında karşılanmazsa, daha sonraki maliyetler birçoğumuzun bildiği gibi çok daha pahalı oluyor ve asla orijinali gibi de olmuyor. Tam da Instagram estetik filtrelerini kaldırmışken ve bizler sosyal medyaya bu kadar bağımlı olmuşken biraz daha bu konuda düşünmemiz yerinde olur.
ZİRVE DE KALABİLEN MARKANIN ADI: LEYLA İNANIR
Türkiye ‘de profesyonel güzelliğin tarihini başlatan, sektöre uzun yıllarını veren ve hep ZİRVE de kalabilen güçlü bir iş kadını
Bir markanın adı LEYLA İNANIR
Türkiye’de adıyla bir marka olmayı başarmış güzellik, uzmanı estetiysen Leyla İnanır, Tecrübelerini Dr. Baumann ile birleştirerek cilde ve doğaya dost ürünler gerek makyaj gerek vücut bakımları gerek cihazlarla yapılan tüm uygulamalar gerekse kozmetik akademi bölümleriyle geleceği yıllar öncesinden görebilen bir markanın adıdır…
‘’ Özal dönemi ile kendi işimi yapmaya başladım ‘’
1984 döneminden sonra değişen koşullarla kendi makinelerini getirip ve eğitimini aldığı mesleğini de yapmaya başlamış oldu. İlk olarak Ankara’da başladığı işini İstanbul’a taşıdı. Ankara’da bulunduğu dönemlerde TRT’ ye çıkan Leyla Hanım, bunun yanı sıra Kadınca, Elele, Tempo, Hürriyet, Günaydın, Ulus gazetelerinde de yazılar yazdı. Çeşitli tv kanallarında programlar yaptı. Halen de televizyonda program yapmaya devam ediyor. Mesleğine her geçen gün kendini geliştirerek hep yeni bir şeyler katarak devam eden Sn Leyla Hanım. 1992 yılında T.C. Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı kurs açarak, tecrübe ve bilgilerini verdiği eğitimlerle paylaştı. İlerleyen süreçte ‘Das Institut’ markasını satın aldı. Artık Leyla İnanır bir marka, tecrübelerini de Dr. Baumann ile birleştirerek iki markanın kuvvetiyle yoluna daha güçlü bir şekilde devam etti. Şu anda 7 firmanın distribütörlüğünü yapıyor.
Leyla INANIR Kozmetik
AROMATERAPİ İLE GELEN RAHATLIK
Aromatherapy
Aromaterapi, bir insanın duygusal ve fiziksel sağlığı ile uyumunu arttırmak için esansiyel yağlar ile hidrozollerin kullanımıdır. Konsantre edilmiş esanslar, genellikle damıtma denilen bir süreç sonunda bitkilerden elde edilirler. Bu süreçte, bitkiler imbik denilen bir kapta ısıtılırlar, böylece bitkideki aromatik yağlar bitkiden buhar olarak ayrılır, buhar da sonradan soğutulur ve sıvı durumuna getirilir.
Esansiyel yağ, bitkinin değerlerini ve karakteristik kokusunu korur. Aromaterapi kimya, botanik ve fizyoloji bilimlerinin esansiyel yağ harmanlama sanatı ile bir kombinasyonudur. Organik kimyasal bileşenlerin iyileştirici etkileri soluma yoluyla ya da esansiyel yağların ve hidrozollerin doğrudan uygulanması yoluyla sağlanır.
Aromaterapinin merkezi uygulama temaları arasında şunlar vardır:
Zihin ile beden arasındaki bağlantı
Botanik tedavilerin insan sağlığı üzerindeki güçlü etkisi.
Doğanın bir parçası olarak, iyileştirici bir bilimin esansiyel yağ araçları, uygulama ve solunum olarak, bir insanın tüm varlığını etkiliyor ve hayati sağlık ve esenlik sağlıyor gibi görünüyor.
Bir iyileştirme biçimi olarak aromaterapi pratiği, iyi bir şekilde algılanmıştır ve bütün bilim dallarında olduğu gibi, ne kadar çok uygulanırsa o kadar çok yeni keşif yapılacaktır. Aromaterapideki son gelişmeler arasında aroma terapistler için eğitim, pratik ve sertifika için katı standartlar uygulanması fikridir.
Esansiyel yağ kalitesi
Esansiyel yağın kalitesi, bitkinin yaşı, hasat edilme zamanı, toprak ve su şartlarından etkilenir, bu yüzden aroma terapistlerin yağları güvenilir kaynaklardan edinmeleri çok önemlidir. Sadece aromaterapi amaçları için saf, doğal ve manipüle edilmemiş yağlar kabul edilebilir.
Esansiyel Yağlar ve İnsan Bedeni
Aroma terapistlerin insan bedeni hakkında ve onun birbiriyle bağlantılı sistemleri hakkında bilgileri vardır. Esansiyel yağlar, hastaları iyileştirmek için soluma ve uygulama yoluyla kullanılıyorlar.
Soluma yoluyla moleküller kan dolaşımına, kan dolaşımı yoluyla akciğerlere ve burun deliklerine doğru emilirler. Buhar beynin hissetme ve duygulardan sorumlu bölümü olan limbik sisteme de seyahat eder.
Vücudun Dışına Uygulama esansiyel yağlar cilt koşullarını dengelemek ve de kaslar ile iç organları iyileştirmek için kullanılırlar.
Güzellik terapistleri alanında Esansiyel yağlar cilt koşullarını iyileştirmek, kasları gevşetmek ve genel esenlik ve rahatlık hisleri vermek için kullanılır.
Bunlar çoğunlukla susam yağı, Avustralya fıstığı yağı, kaysı çekirdeği ya ve diğer yağlarla seyreltilirler ya da bir tedavi banyosuna ya da buharlaştırıcıya 1-3 damla eklenerek ya da yüz tedavisi için sıcak havluya eklenerek yapılabilir güzellik salonu ya da SPA’ da.
Yağları harmanlama
Yetenekli bir kozmetolog/terapist, müşteri profiline uyacak yağı seçmek ya da yağlar harmanını geliştirmek için müşterisi ile çalışacaktır. Esansiyel yağların hem estetik olarak hem de mevcut koşullarla başa edebilmek ve altta yatan problemleri çözebilmek için birlikte iyi çalışması gerekiyor.
Mesela kas ağrısı şikayeti olduğunda terapist/ kozmetolog, sadece kas gerginliğini rahatlatmak için değil, aynı zaman da müşterinin zihinsel ve duygusal bölümlerini de etkileyecek bir esansiyel yağlar harmanı yapması gerekir, böylece kas gerginliğine neden olan stres ya da zihinsel baskıdan da kurtulabilir müşteri.
Aromaterapi ile Kendine Bakım
Esansiyel yağlar, şu gibi durumlarda evde soluma ya da uygulama yoluyla kullanılabilirler: soğuk algınlığı, stres, kas ağrıları, küçük ilk yardım ihtiyaçları, güzellik ve vücut bakımı.
Bu yağlar evde kullanılacaksa bir difüzör önerilmektedir.
Esansiyel yağların solunmasının, hatıraların ve duyguların hatırlanmasını tetiklediği düşünülüyor. Böylece bütün sistemde pozitif tepki tetikleniyor. Mesela portakal kokusu, yazı ve boş zamanı hatırlatıyor, sonrasında portakal kokusu mutluluğu, tasasız rahatlama, tazelik ve hazzı tetikleyecektir. Birçok esansiyel yağın bileşimi ve kombinasyonu yüzünden belirli esansiyel yağların masajı veya solunması rahat ve tetikleyici bir etki ya da rahatlık hissi ile tam esenlik durumu yaratabilir. Solunan yağlar vücudu kan dolaşımı sayesinde dolaştığından bu düzenli kullanım, bütün vücudun uyumunu olumlu biçimde etkileyebilir.
Esansiyel Yağların Uygulama Yoluyla Kullanımı
Bunlar genellikle banyolarda, ev bakımında vücut ve yüz bakım ürünlerinde ve güzellik salonları ile SPA’ larda masaj terapileri, yüz ve baş masajlarında ve de önceden bahsedildiği gibi sıcak baskılarda kullanılırlar.
Esansiyel Yağları günlük yaşamda kullanma: (evde ve güzellik salonlarında/SPA)
Banyo Sıcak suyla dolu bir küvete 5 damla esansiyel yağ ekleyin. Suyu karışımın iyice yayılabilmesi için elinizle karıştırın. 10-20 dakika arasında suyun içinde bekleyin.
Vücut Losyonu ya da Yağ
Kokusuz bir vücut losyonuna ya da yağa yarım ya da bir kaşık esansiyel yağ ekleyin ve vücudunuza masaj yaparak sürün.
Yüz Tonikleri
Dr. Baumann Bionome SPA (yüz ve vücut tonikleri)
Naneli Vücut Toniği- Tetikleyici, rahatlatıcı, dekonjestan ve kasılmalara karşı.
Portakallı Vücut Toniği- Canlandırıcı, taze, kasılmalar karşı ve mutluluk hissi veriyor.
Güllü Vücut Toniği- Rahatlatıcı, gevşetici, esenlik hissi veriyor.
Mumlar
Bir mum yakın ve balmumun erimesini bekleyin. Seçtiğiniz esansiyel yağdan eriyen balmumuna bir iki damla esansiyel yağ ekleyin (yanıcı fitillerden kaçının).
Pamuk Topları
Kokuyu yaymak için pamuk toplarına bir iki damla esansiyel yağ koyun. Lavanta rahat bir uyku çekmenizi sağlar.
Difüzörler odanızda harika kokular ve iyi hisler uyandırmak için kullanılırlar.
Çekmeceler ve raf bölmeleri
Pamuk toplarına en sevdiğiniz esansiyel yağdan birkaç damla sürün ve raf bölmelerini ovalayın. Yağ kuruyana kadar bezle herhangi bir temastan kaçının. Fesleğen ve çam mutfak dolapları için iyidir.
Potpuri
En sevdiğiniz potpurilerinizin solgun kokusunu 3 damla esansiyel yağla yeniden canlandırın (Yağı dağıtmak için karıştırın).
Oda Spreyi
Her bardak ılık ya da sıcak suya 4 damla koyun, bir imbik alıp esansı havada dağıtın. Tahta mobilyalarınızla temas etmesine izin vermeyin.
(Cilt uzmanınıza ya da Güzellik Salonu/SPA uzmanınıza danışın.)
Esansiyel yağlar ve Yaygın Problemler:
· Akne- Bergamot, çay ağacı yağı, sardunya, lavanta, lemongrass- Yüz masajında ya da soğuk kompreslerde kullanın.
· Bel ağrısı- Sarı papatya, okaliptüs, lavanta, melisa, biberiye- Aromaterapi masajı
· Selüloit- Portakal ve üzün meyvesi- İki ila beş damlayı banyo yağınıza ekleyin ve susam yağı ile karıştırın ve etkilenmiş bölgelere sıkıca masaj yapın.
· Soğuk ve öksürük- Okaliptüs, nane ruhu, lavanta, biberiye, sandal ağacı. Yumuşak boyun masajı, soluma ve banyo suyuna ekleme.
· Kepek- Lavanta, biberiye, servi. Kafa derisi masajında ve şampuanlarınızda kullanın.
· Depresyon- Lavanta, portakal, melisa, sardunya. Vücut ve ayak masajınızda kullanın ve banyo suyuna ekleyin.
· Egzama- Lavanta, sandal ağacı, servi, sardunya. Banyo suyuna ekleyin (yama testinden sonra.)
· Baş ağrıları- Lavanta, nane ruhu, gül, biberiye, sarı papatya. Omuzlara, boyuna ve yüze nazikçe masaj yapın.
· Uykusuzluk- Lavanta, neft yağı. Boynunuza hafifçe masaj yapın, iki ila beş dalma yağı banyo suyuna ekleyin ya da bir pamuk topluna iki damla ekleyin ve yastığınıza sürün.
· Kas Ağrısı- Lavanta, biberiye, mercanköşk, okaliptüs. Etkilenmiş bölgeye masaj yapın, soğuk ya da ılık kompresler kullanın.
· Mide bulantısı- Lavanta, portakal, nane ruhu- Mendil üzerinden iki damla soluyun.
· Stres- Lavanta, lemongrass, portakal, neft yağı, yasemin. Vücut, boyun ve yüz masajı yapın ve esansiyel yağ ekleyip 15-20 dakika küvette oturun.
· Varisli Damar- Servi ve sardunya- Damarların çevresine hafifçe masaj uygulayın ve soğuk kompres kullanın.
Hayatınıza esansiyel yağları sokmanız, sağlığınız, esenliğiniz ve tedavinizde bir milat sunmakta ve yaşamda hissi deneyimleri unutmamanızı sağlamaktadır.
(Yukarıdaki bilgiler için aşağıdakilere teşekkür ederiz:
· Tamamlayıcı Tıp Ansiklopedisi
· Alternatif Sağlık Bakımı için kapsamlı bir rehber ve Sağlık, Seks ve Uzun Ömür için Tao. Dantel Reid’ in antik yöntemlere pratik ve modern bir yaklaşımı.
· Wikipedia)
SAĞLIKLI VE MUTLU BIONOME GÜNLER
Leyla İnanır
BİTKİSEL YAĞLAR
Kozmetik ürünlerinde doğal bitkisel yağların kullanımı mineral yağların (petrol bazlı) aksine ciltle uyumlu ve sağlığa yararlı olmaları sebebiyle gittikçe artmaktadır. Bitkisel yağlar ve hidrojenlenmiş bitkisel yağlar, banyo ürünleri, arındırıcılar, makyaj malzemeleri, parfümler, ayak pudraları, kişisel temizlik ürünleri, güneş kremleri gibi geniş bir ürün yelpazesinin formülasyonunda kullanılır.
Sağlıklı bir ciltte yağ asitleri, cildin ideal PH dengesini sağlayan bir sebum(yağ) tabakasının oluşması için elzemdir ki cildin dış tahribatlara, bakterilere ve nem kaybına karşı korunması bu denge sayesinde mümkündür.
Cilde çok katmalı lipozomlar vasıtasıyla taşındığında yağ asitleri, ciltteki zarları birbirine bağlar ve hücreler tarafından metabolizmanın sağlıklı işleyişi için enerji kaynağı olarak kullanılır.
Nebati sıvı yağlar ve katı yağlar bitkilerden elde edilen lipit maddelerdir. Fiziksel açıdan, sıvı yağlar oda sıcaklığında akışkan formdadır; katı yağlar da donuk. Kimyasal olarak hem katı hem de sıvı yağlar, yapısında gliserin bulunmayan balmumuyla karşılaştırıldığında, trigliseridler oluşur. Bitkiler pek çok parçasından yağ elde edilse de ticari uygulamada, yağ genellikle çekirdeklerden elde edilir.
Yağ asitleri yağların yıkımı sonucu ortaya çıkan asitlerdir. Faydalı yağlar olarak Kabul edilirler. Bu asitler suda iyi çözünmezler ve pek çok hücre türü tarafından enerji olarak kullanılabilirler. Mono doymamış, çoklu doymamış veya doymuş türde olabilirler. Organiklerdir, diğer bir sözle karbon ve hidrojen molekülleri içerir.
Uzun zamandır yanlış bilinen bir yönü de sadece vücut sıcaklığını dengelemekle sınırlı olduklarıdır. Lipitler yağdırlar. Bitkisel yağlar %100 lipit içerirler. Bugün yararlı yağların da diğer yağlar gibi olduğu görüşü sonunda değişti ve biliyoruz ki bazıları vücudun ihtiyaç duyduğu temel yağlardandır. Lipitler enerji verir. Her bir gramı 9 kalori enerji verir. Bu enerji dış ortamın sıcaklığı ne olursa olsun vücut sıcaklığını 37°C’de tutar.
Diyetlerde yağlar, yağda çözünen A, D, E ve K vitaminleri için taşıyıcı rol üstlenir ve emilimlerini sağlar. Temel yağ asitlerini ve linoleik asitleri(omega-6) vücuda kazandırır. Yağlardan kazanılan enerji, vücutta en yaygın türü olan trigliserid olarak depo edilir.
Bağırsaklar trigliseridleri ememezler. Bunun yerine, pankreatik lipaz denilen madde sayesinde bunları serbest yağ asitlerine dönüştürürler. Böylelikle bağırsak zarını aşarlar ve sonra tekrar trigliseride dönüşürler ve lipozom olarak paketlenirler. Bu lipozomlar ve trigliseridler lenf sistemindeki kılcal damarlar aracılığıyla kana karışırlar. Kan yoluyla da vücuttaki dokulara yayılır. Sonrasında da ya depolanır ya da enerji için oksijenle yakılır. Karnitine denilen amino asitler yağ asitlerinin iyi bir şekilde dokularımıza ulaştırılmasını sağlayarak bu yağ asidi sentezi işleminde vücuda yardım eder
Vücut ve Cilt için Lipitlerin Görevleri
Yağ asitleri sıvı yağlarda ve diğer yiyecekleri oluşturan katı yağlarda bulunur. Sağlıklı bir diyetin önemli bir parçalarıdır çünkü vücut pek çok sebepten dolayı bu yağlara ihtiyaç duyar. Yağ asitleri oksijenin kan akışında hareketini sağlar. Cilt zarlarının gelişimini, güçlenmesini ve işlevini sağlar.
Yağ asitleri ayrıca kolesterol dene vücut işlemini destekleyerek sağlıklı cildin korunmasına, erken yaşlanmayı önlemeye ve kilo kaybını önlemeye yardım eder. Daha da önemlisi atardamarlardaki kolesterol birikimini önlemeye yardımcı olurlar. Diğer bir görevleri de kiloyu düzenleyen adrenal ve tiroid bezlerine yardım etmektir
Çeşitli türlerde yağ asitleri vardır. Büyük ihtimalle Omega-3 gibi bazı türleri duymuşsunuzdur. Omega-3, Omega-6 gibi temel yağ asidi olarak kabul edilir. Omega-9 ise diğerlerinin aksine vücut tarafından üretilir.
Omega-3 ve Omega-6 yağ asitleri balıkta ve bazı sebzelerde bulunur. Vücutta üretilemedikleri için gıda veya doğal süplemanlarla vücuda takviye edilir. Fakat, bunları kullanmaya başlamadan önce doktora danışmak gerekir.
Temel yağ asitleri kandaki gerekli lipit değerini korumak için gereklidirler. Düzenli kan basıncı ve kan pıhtılaşması için de gereklidirler. Diğer bir önemli işlevi ise enfeksiyon veya yaralanma durumlarında enflamasyonu kontrol ederler. Temel yağ asitleri bağışıklık sisteminin uygun bir şekilde çalışmasına yardım eder. Genellikle bütün yağ çeşitlerini sağlığa zararlı görürüz, fakat yağ asitleri ideal sağlık dengesi için elzemdir.
Lipitler suda çözünmediklerinden farklı bir bileşik grubu olarak kategorize edilirler. En genel üç çeşit lipit vardır:
· Yağlar (yağ asitlerinden ve gliserolden oluşurlar)
· Fosfolipidler
· Steroitler
Lipitlerin üç temel işlevi vardır:
· Enerji depolanmasına yardım etmek
· Hücre zarı oluşumuna yardım etmek
· Hormon ve vitaminlerin düzenlenmesine yardım etmek
Vücutta üretilemeyen çoklu doymamış yağ asitleri (PUFAlar), linoleik ve alfa-linolenik asitlerdir. Vücut dahilinde arakidonik asit, eikosapentaenoik asit veya dekosahekzaenoik asit (DHA) gibi PUFAlara dönüştürülebilirler.
PUFAlar vücuttaki hücre zarlarının korunması için önemlidirler.
Çoklu doymamış Yağ Asitleri – Diyetetik Kaynaklar
İki temel çoklu doymamış yağ asidinin (linoleik asit ve alfa-linolenik asit) bulunduğu besinler:
Linoleik Asit (Omega 6 ailesi)
· Sebzeler
· Meyveler
· Kabuklu yemişler
· Tahıllar
· Tohumlar
Yağlar şu maddelerden üretilir:
· Keten tohumu
· Kolza tohumu (kanola)
· Kenevir tohumu
Aşırı vejetaryenler daha az ayçiçek yağı, yalancı safran ve mısır yağı kullanarak ve alfalionlenik asit içeren kanola yağı, soya fasulyesi veya fındık yağı tercih ederek dokularında daha iyi bir PUFA dengesi sağlayabilirler.
Teşekkürler
SAGLIKLI VE MUTLU BIONOME GUNLER
LEYLA INANIR Das Institut
KOZMETİKTE YENİ BİR DEVİR BAŞLIYOR…
Kozmetiklerle cildinize hala zehir vermeye devam mı edeceksiniz?
Natürel (Doğal), Derma-Kozmetik, Bitkisel, Organik Kozmetik vs. gibi satış odaklı reklam isimlerine aldanmaya hala devam mı edeceksiniz?
Önemli Not: Bu konuyu açıklamadan önce, özellikle hiçbir firmaya veya ürüne hitaben bu bilgileri vermediğimizi belirtmek istiyorum. Burada anlatacağımız konu bizim veya firmamızın bilgileri değil tamamen tarafsız üniversite ve araştırma kurullarının bilgileridir.
DR. BAUMANN COSMETIC ürünleri ile
KOZMETİKTE YENİ BİR DEVİR BAŞLIYOR…
Karşılaştığımız insanlara bu soruları sorduğumuzda, şaşkın şakın bakıyorlar. Dış etkilere, güneş ışınlarına, serbest radikallere, kimyasal etkilere karşı en önemli ve en büyük organımız olan vücudumuzun doğal örtüsü derimizi acaba nasıl koruyoruz? Parfümeri ve güzellik salonlarına giderek daha genç kalmak ve daha güzel görünmek için ve bu doğal örtümüzü korumak için pahalı, ucuz kremlere paralar yatırıyoruz. Amacımız; daha güzel görünmek. Ancak sağlıklı olmadan güzel görünebilir miyiz? Hangi kriterlere göre ürün seçimi yapıyoruz? Marka, reklam… Cildimiz için marka hiç önemli değil, cildimiz için şık ambalajlar hiç önemli değil. Kullandığımız kozmetik ürünlerinin içerisinde ne var? Asıl cildimizi bu soru ilgilendirir.
Avrupa ‘da 1998 yılında çıkan bir kanuna göre kozmetik firmalar ürün içerik maddelerini (INCI) mutlaka en yoğun orandan en az orana doğru ambalaj üzerine yazmak zorundalar. Günden güne gittikçe daha fazla insan bu konuya özen gösteriyor. Dolayısıyla reyonlarda bir ürün satın almadan önce uzun uzun ürün etiketlerini okuyanların sayısı artıyor.
Aslında bu ve daha bunun gibi birçok konuları, nerdeyse her ay verdiğimiz ücretsiz INCI veya Skinolojist seminerlerimizde detaylı bir şekilde anlatıyoruz. Burada ise kısa kısa bahsetmeye çalışacağım.
Doğal (Natürel) kozmetik ürünleri; petrol doğal bir üründür, ancak cildimiz için son derece zararlıdır. Yani doğal kozmetik kelimesi yetersizdir. Özellikle bu hafta bu konunun işlenmesinden dolayı burayı biraz daha açıklayalım.
Mineral YAĞ (PETROLATUM, PETROLEUM) (MSDS)
Mineral Yağ, tıpkı endüstride metali kesmek için kullanılan akışkan gibi ham petrolden gelir. Sağlıklı cildin oksijen alıp karbondioksit vermeye ihtiyacı vardır fakat mineral yağlar, ciltte ince bir yağ tabakası oluşturarak cildi tıkar ve onun nefes almasını engeller. Petrokimyasallara karşı aşırı duyarlılığa neden olur. Bu alerjik reaksiyon ciddi boyutlara ulaşabilir. Tehlikeli kanserojenler çoğunlukla mineral yağlarda bulunur. Cilt bakım ürünlerinin maliyetlerini düşürmek isteyen firmalar, mineral yağların ciltte nem kaybına karşı güçlü bir bariyer oluşturduğunu iddia ederler. Gerçek olan ise mineral yağların ucuz ve iğrenç olduğudur.
Mineral Yağlar genellikle makyaj ürünlerine, saç bakım ürünlerine ve nemlendirici kremler ile losyonları da kapsayan çeşitli güzellik ürünlerine eklenir. Bu çok popüler bir kozmetik katkı maddesidir çünkü kokusuzdur ve ciltte iyi bir his bırakır. Buna rağmen mineral yağlar, toksisite potansiyeli; çatlak ve akne riskini arttıran gözenekleri tıkama potansiyeli ile ilgili ciddi endişelerin başlıca sebebidir.
Petrol, benzin üretmek için damıtılırken, mineral yağ yan ürün olarak ortaya çıkar. Böyle bir kaynaktan geldiğine göre bu yağın zehirleyici etkileri hakkındaki endişeler şaşırtıcı değildir, çünkü petrol ürünleri insanda kansere yol açıcı en güçlü etken olan benzeni içerir.
Mineral yağ içeren ürünlerin sürekli kullanılması, daha önce de belirtilen yan etkilerin yanı sıra bünyede alerjilerin gelişmesiyle de sonuçlanabilir. Çoğu bebek losyonlarının parfümlerle biraz değiştirilmiş mineral yağlardan başka bir şey olmadığını pek çoğumuz bilmiyoruz.
Mineral Yağların Bilinen Tehlikeleri
Ayrımsal damıtmanın icat edilmesinden sonra petrolden, birbirinden farklı pek çok yan ürün türemiştir. Bu yan ürünler; parlayıcı olmalarına ve yüksek ısıl değere sahip olmalarına rağmen gerçekte işe yaramazdılar; ta ki üreticiler onları kozmetik ürünlerde ve ev gereçlerinde kullanmaya başlayana kadar. Mineral yağı bir kozmetik ürün olarak kullanmanın en önemli sakıncalarından biri, bunun yabancı bir uygulama yani insan cildini kaplayan yabancı bir madde olmasıdır. Mineral yağ, cildin üzerinde plastik bir tabakaya benzeyen ince bir tabaka oluşturduğu için cilde zararlıdır. İnsan cildi; D vitamininin üretilmesinde, vücut sıcaklığının düşürülmesinde ve toksinlerin vücuttan atılmasında hayati rol oynayan bir organdır. Cildin yüzey tabakalarındaki hücrelerden koruyucu ve elzem olan Seramidlerin salgılanmasında bir anahtar görevi gören C vitaminine de ayrıca ihtiyaç vardır.
Cilt bakım ürünlerinde bulunan bütün mineral yağlar vücutta meydana gelen bu işlemleri durdurur. Mineral yağ bazlı losyon ve kremlerin kullanılmasından sonra ortaya çıkan ince, plastik benzeri tabaka, D vitamini üretme işlemini zorlaştırarak yavaşlatır. İnsan cildi güneşe maruz kaldığında, vücudun en çok ihtiyacı olan içerik maddelerinden biri olan D vitamininin üretimini başlatır. Mineral yağlar terleme işlemini zorlaştırdığı için cildin üzerindeki mineral yağ tabakası terlemeyi engeller ve insan vücudunun sıcaklığı düşürmesi çok uzun zaman alır. Cildin üzerinde tuz ve minerallerle birlikte bulunan yağın uzaklaştırılması ise kaşıntıya ve ağrılı cilt döküntülerine neden olabilir.
Kişinin cildi mineral yağlara bağımlılık kazanır ve bağımlılık belirtileri, sadece sağlıklı ve güvenli bitkisel yağları kullanmaya başladığında kaybolur. Kuru, kızarık ya da hafif döküntülü cilt en az bir hafta sonunda dengesine kavuşur.
Sonuçta hala bazı insanların aklına takılabilecek içten bir soru olabilir: O halde bu ürünlerin üreticileri neden mineral yağları kullanıyorlar? Cevabı çok basit, mineral yağ sadece bir yan ürün ve aslında petrol rafinerisinde hiçbir değeri yok. Bu nedenle mineral yağ bazlı ürünlerin üreticileri, mineral yağları çok uygun fiyatlara satın alma imkanı buluyorlar.
Bitkisel kozmetik ürünleri; tütün bitkiseldir, ancak cildimiz için zararlıdır, yani bu da yeterli değildir. Aynı zamanda yeşil çay da içilmesi durumunda son derece sağlıklıyken cildime kremlerle verilmesi durumunda hiçbir etkisi yoktur. Kısaca cildimize doğru ve değerli bitkisel ürünleri kullanmadığımız takdirde bu da etkisizdir.
Derma-Kozmetik, Medikal-Kozmetik, Kozmesotikıl (farklı şekillerde de yazılıyor) vs. gibi ürünler; bu tip ürünler normal kozmetik ürünlerden üstün olduklarını iddia etmelerine rağmen içerik maddelerine baktığımızda maalesef diğerlerinden hiçbir fark olmadığını hatta bazılarının daha da zehirli olduklarını görüyoruz. Kısaca bular da hiçbir şekilde yeterli ve doğru ürünler değildir.
Sizleri çok iyi anlıyorum aklınız, yüzlerce soru bombardımanına tutuluyor şu an, merak etmeyin biz ne söylediğimizin farkındayız ve bizim söylediklerimizin çok daha detaylarını ve belgelerini görmek isterseniz, yapmanız gereken sadece seminerimize katılmak için randevu almanızdır.
Bunun la birlikte bizi ve ne yaptığımızı kısaca anlatmamız gerekirse,
Biri kimyager, diğeri dermatolog ve aynı zaman da firma sahipleri olan Dr. Thomas Baumann Dr. Ernst W. Henrich, 20 yıldan bu yana cilt bakım ürünlerinde birinci sınıf kaliteyi üretmenin hedefi içerisindeler.
İşin başından beri duru bir konsept üzerine olan çalışmalar değerini de bulmuştur. Netice itibari ile gayretli, sistematik ve süregelen araştırmalar özel BIONOME kalite standart başarısını sağlamıştır.
Bionome Sağlık ve Güzellik Bakımı
“Bionome” yaşam kurallarının ilmidir. Bu kurallar DR. BAUMANN COSMETIC’ in kaliteli ürünlerin üretilmesinde esas ilkedir. Ürünlerin gelişiminde bir taraftan cildin metabolizması dikkate alınırken diğer taraftan çevreye ve diğer canlılara olan sorumluluklar ihmal edilmemiştir.
Dr. Baumann Araştırmaları tüm bu problemlere dahiyane çözüm getiriyor
· İçerik maddelerin seçiminde dermatolojik ve alerjenler dikkate alınır ve böylece en uygun uyumluluk sağlanır.
· Vücudun yararına olan ve bilinçli seçilen içerik maddeleri detaylı anlatılır, belgelenir.
· İçerik maddeleri cildin fizyolojik ve anatomik yapısı ile ahenk içindedir. Seçkin Skinldent ürünleri sadece vücut ile özdeşleşmiş içerik maddeleri ve vitaminlerden oluşur.
· Paraben, Sodyum Benzoate ve Potasyum Sorbate gibi kimyasal katkı maddeleri içermediği halde senelerce dayanabilen ürünlerdir. Zira dermatologların deyimine göre kimyasal katkı maddeleri de aynı kozmetikte bulunan koku maddeleri gibi alerji tetikleyicileridir.
· Kimyasal boyar maddeler kullanılmaz.
· Cildin nefes almasını engelleyen mineral yağlar içermez.
· Hiçbir ürününde O2 içermez.
· Gereksiz ambalaj kullanılmadığından çevreye dosttur.
· Katledilmiş hayvan içerik maddeleri kullanılmadığından hayvan severdir.
En iyi ürün ancak en iyi aktif içerik maddelerinden oluşur.
3-5 haftada gözle görülen etki olmadığı takdirde ürün iade garantisi
Sağlıklı ve Mutlu Bionome Günler
Leyla İnanır
ANTI- AGING YAŞLANMA
Yaşlanma
Genç görünmek ve genç bir görünüm sağlamak günümüz toplumunun “mantra” sıdır ve gençliğin anlamı sağlıklı bir yaşam biçimi, sağlıklı bir diyet ve sağlıklı bakılan cilttir.
Çevresel ve diğer dış etkilerle ve aslında kullandığımız cilt bakım ürünlerimizle de ortaya çıkan cilt yaşlanması, doğal genetik yaşlanma sürecimizden çok daha fazla etkilidir. Erken cilt yaşlanmasının bazı önemli nedenleri arasında güneşe korumasız olarak aşırı maruz kalma, solaryuma çok girmek, sigara, kötü yemek alışkanlığı, hormonal dengesizlik, stres ve paraben (kimyasal koruyucular) ile diğer gereksiz ve zararlı bileşenleri içeren cilt bakım ürünleri vardır.
Günümüzde insan vücudu ile cildinin karmaşıklığı ve bunların fonksiyonları bilinmektedir, ayrıca beslenme alışkanlığı ile kozmetik ürünlerin etkileri ve tedavi metotları da artık ölçülebiliyor ve bu ölçümler de artık daha doğru. Bilim ve Dermatoloji uzun bir yol kat etmişlerdir. Bilimsel araştırma yaşlanma sürecini daha doğru olarak ölçebiliyor ve daha bir açıklıkla neden ve nasıl yaşlandığımızı söyleyebiliyor, daha da önemlisi cildin yaşlanma sürecini nasıl yavaşlatabileceğimizi ve çekici daha genç bir cilt görünümüne nasıl sahip olabileceğimizi de söyleyebiliyor.
Serbest Radikaller
Serbest radikaller teorisi en geniş çapta kabul gören yaşlanma teorisidir ve aslında çoğu akut ve kronik hastalığın da kökenidir bunlar. Hücresel seviyede, ciddi hasarın sorumlularıdırlar. Serbest radikaller, iki elektronlarını kaybeden atomlar ya da moleküllerdir. Bir molekül ya da atom elektronlarından birini kaybedince yakın çevresinden hemen bir molekül almaya çalışacaktır. Eğer serbest radikal yanındakinden bir molekül alırsa yanındaki de diğer yanındakinden bir tane alacak ve bu böyle devam edecektir. İşte bu yüzden tamamlanmaya çalışan bir moleküller tepki zincirine sahibiz ve bu zincir arkasında büyük hasar bırakıyor. Serbest radikaller genellikle Oksijenden türerler. Elbette hayatta kalabilmek ve yeni hücreler inşa etmek için oksijene ihtiyaç duyarız; oksijen soluduğumuz havanın bir parçasıdır ve aldığımız yiyeceği enerjiye dönüştürmemizi de sağlar. Bu aynı oksijen bir elektronu gevşettiğinde ve onu bir serbest radikale dönüştürdüğünde tehlikeli olur.
Antioksidanlar
Oksijen zengini bir ortamda yaşıyoruz; şanslıyız ki doğanın serbest radikallere karşı kurulu bir savunma mekanizması vardır. Bu savunma sistemlerinin adları antioksidandır. Bunlar vücudu dengesiz oksijen biçimlerinin uğrattığı zararlara karşı korurlar. E vitamin beta-karoten gibi birçok antioksidan ile aşina olma ihtimaliniz yüksektir. Bunlar günlük yemeklerimizden aldığımız şeylerdir. Vücudumuz kendi antioksidan sistemini yaratır. Bunların bazıları enzim sistemleri, bazıları ise amino asitlerdir. Amino asitler aynı zamanda hücrelerin antioksidan durumlarını da kontrol ederler. Hücre zarı, molekül bakımından yoğun bir yer olduğundan yüksek konsantrasyonda zarara karşı hassas materyale sahiptir.
Bu zarın düzgün işleyebilmesi için akışkan kalması gerekir. Biz yaşlandıkça bu zar sertleşir ve akışkanlığını kaybeder. Bu zar gittikçe esnekliğini kaybettiğinde besin öğeleri hücrenin içine giremez, artık ürünler de hücre dışına etkili biçimde atılamaz. Bu atıklar birikirler ve enzimlerimizin yavaşlamalarına eden olurlar, sağlıklı genç bir cilt için çeşitli hücre fonksiyonları yerlerine getirilemezler. Hücre akışkanlığını kaybettiğinde hormonlar için alıcı bölgeler işleyemez, böylece de yaşlanma süreci hızlanır.
Serbest radikalleri hücreye zarar vermeden önce ortadan kaldırabilmek için antioksidanlara ihtiyacımız var. Antioksidanların toksin içerikli olmaları gerekir, aksi takdirde deriye zarar verirler, antioksidanların korumanın gerekli olduğu alana ulaşmaları lazım. (Lipozomlar yoluyla). Güneşe maruz kalma yoluyla serbest radikaller üretildiğinde, bunlar hücre zarındaki fosfolipidlerin toksinlere ayrılmalarına neden olurlar. Oksidize olmuş yağlar daha çok serbest radikal üretirler, bunlar da hücrenin içinin ve DNA’nın zarar görmesine neden olurlar.
Şeker
Kan akışımızdaki yüksek oranda şeker, vücudumuzda bir dizi kimyasal reaksiyona neden olur. Serbest radikaller üreten demir ve bakır gibi vücudumuzdaki mineralleri etkilerler. Bu serbest radikaller hücre zarımıza saldırırlar ve yaşlanma sürecini daha da hızlandırırlar. Şeker molekülleri, sizin Kolajen liflerinize saldırdıklarında biz dizi doğal kimyasal reaksiyonu tetiklerler. Bu reaksiyonlar, birbirine bağlı kolajen molekülleri arasında yavaş ve geri dönüşü olmayan çapraz bağlar şeklinde birikirler ve çapraz bağlanma elastikliğin kaybına ve deri üzerinde çizgilere ve kırışıklıklara neden olur.
Şeker ve kolajen arasındaki bağlantı yine daha fazla serbest radikal üretilmesini sağlar. Bu da daha fazla kolajen lifi yıkımına ve ciltte daha fazla sıkılık kaybına yol açar.
Yaşlanma Sürecini Yavaşlatma
Yaşlanma sürecini yavaşlattığımızdan emin olmak için almamız gereken kararlar şunlardır:
· Vücudumuzu serbest radikallere karşı korumalıyız. (Korumasız güneşe maruz kalmaya vurgu yaparak)
· Kimyasal koruyucular, kimyasal losyonlar, renklendiriciler ve koku vericilerden arındırılmış cilt bakımı ürünleri kullanmalıyız. Çünkü bunlar hücre zarımıza zarar verirler ve yaşlanma sürecini tetiklerler.
· Beslenmeye, sağlıklı yemeğe odaklanmalıyız.
· Günlük yaşamımızda stresle nasıl baş edeceğimizi öğrenmeliyiz (Yoga, meditasyon)
Hayata karşı tavrımıza ve duygusal eğilimlerimize yeniden bakmalıyız.
· İç güçlerimizi inşa etmeli ve içimizdeki sükûnetli yeri bulmalıyız.
Harika cildi sadece genetiğimiz belirlemez. Evet, genetik önemli bir bölümünü oluşturur fakat kalan kısım ne yediğimiz, hayatımızı nasıl yaşadığımız ve cildimiz için hangi ürünleri kullandığımızla belirlenir.
Antioksidan olarak ek faydalı seçenekler
· Avokado
· Dolma biber
· Yemişler
· Kantalup ve Tatlı Kavun
· Papayalar
· Yaban mersini, çilek, ahududu, siyah ve kırmızı frank üzümü
· Ispanak, lahana ve brokoli gibi koyu yeşil sebzeler
· Domatesler
· Turunçgiller
Proteinler
Protein eksikliği hemen belli olur, böyle zamanlarda hatlar daha yumuşak ve daha zor tanımlı olurlar. Yeterli derecede proteine ulaşamazsanız vücut kendinden beslenmeye zorlanır, bu da doku ve kas yıkımı ile deride gevşek bir görünüme yol açar. Protein, hücre onarımı için çok önemlidir. Hücrelerimizin yapı taşları amino asitlerden oluşurlar. Protein sindirildikçe amino asitlere ayrışır. Bunlar da hücre tarafında kendini onarmasında kullanılır. Kaslarımız, organlarımız, kemiklerimiz, kıkırdak ve derimiz hepsi proteinlerden oluşmuşlardır. Vücudumuzu hastalıklardan koruyan antikorlar da proteinlerden oluşmuşlardır. Yaşamla ilgili bu basit gerçek, bir sonraki öğününüzden başlamak üzere hayata bakış açınızı değiştirebilir. Hücreniz gerekli bütün amino asitlerin tam mevcudiyetine sahip değilse hücresel onarım sadece yarım kalmamış olacak aynı zamanda da normalde olması gerektiğinden daha yavaş olacak. Araştırmalar göstermiştir ki kadınlar günde en az 65 gram proteine ihtiyaç duyarlar. Şu kilit noktayı aklınızdan çıkarmayın: vücudumuzda protein depolayamayız. Sıkı, havalı bir yüz ile vücuda sahip olmak istiyorsanız, bedeninize günlük olarak taze yüksek kaliteli protein tedariği sağlamalısınız. Bir vejetaryen olarak siz mercimek, bezelye gibi protein kaynağı baklagillerden faydalanmalısınız. Aksi takdirde tavuk, deniz mahsulleri, morina, dil balığı ve yumurta akı gibi ürünler protein kaynağı olarak önerilebilir.
Vücut yaşam ve gençlik için gerekli 22 amino asitin 12’sini üretebildiğinden kalan 9 taneyi doğru yiyeceklerle almamız gereklidir.
Zeytin Yağının Mucizesi
Saf zeytinyağı mevcut en güçlü yaşlanma karşıtı yiyeceklerden biridir. Daha açık düşün, daha genç görünecek, aktif olacak ve ömrünüzü uzatacaksınız eğer günlük olarak daha fazla saf zeytinyağını yaşamınıza sokarsanız. Tekli doymamış yağlar arasında en yüksek yüzdeliğe sahip yağdır. Saf zeytinyağı LDL kolesterol seviyelerini (zarar veren kolesterol) azaltır ve HDL kolesterol (faydalı kolesterol) seviyelerini arttırır. Zeytinyağı, oleik asit adlı yağlı bir aside sahiptir. Bu asit omega 3 yağlarının hücre zarından geçmelerine yardım eder. Eğer hücre zarı, bir kapı ise oleik asit de bu kapının anahtarıdır. Oleik asit, Omega 9 ailesinin bir üyesidir. Elzem yağlı asitlerin emilimindeki artışa ek olarak, oleik asit hücre plazmasına akışkanlık sağlamak için katılabilir. Oleik asit hücre zarı plazmasının akışkan, yumuşak ve dengeli kalmasına yardımcı olur. Eski bir ayakkabı derisi gibi görünen bir yüz ile yumuşak, pürüzsüz ve taze bir cilt arasındaki farkı yaratır. Oleik asit aynı zamanda kötü kolesterol diye de adlandırılan oksidasyonu da azaltır ve ona eşlik eden yaşlanmayı, yani insanın paslanmasını engeller.
Suya Odaklanma
Gençliğin temeli kesinlikle sudur. Sonsuz gençliğin formülü: su için, su için, su için. Su içmezseniz organlarınız ve hücreleriniz işlemez. Yaşamın iksirini içmezseniz cildiniz nasıl yumuşak ve sıkı olabilir ki? Su içmezseniz aldığınız yağı metabolize edemezsiniz, vücudunuzda hücredeki atık maddeleri dışarı atamaz. Deride bir vücut yaşlanmayı tetikler, bu yüzden vücudunuz lezzetli pınar sularıyla tedavi edin, bu idealdir.
SAĞLIKLI VE MUTLU BIONOME GÜNLER
Leyla İnanır
LEYLA İNANIR DAS INSTITUT SÖZÜ
Sözümüz, birincil önceliğimize yani sizlere doğruyu söylemekten vazgeçmemektir.
Bunun anlamı eğitmeye ve rehberlik etmeye devam etmek, ulaşabileceğimiz herkese ulaşarak insanların dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar, kendileri, aileleri ve onlar için önemli olan herkes için güvenli ve sağlıklı cilt bakımının öneminin farkına varmalarını sağlamak.
Tehlikeli içerik maddeleri bulunduran ürünlerin kullanılması konusuyla ilgili olarak sağlık açısından bir kırmızı alarm durumunun mevcut olmasına ilişkin sosyal farkındalık yaratmak. Bu durum yalnızca cilt bakımıyla değil, aynı zamanda yediğimiz besinler, içtiğimiz su ve yaşadığımız hayatla da alakalıdır.
‘Vicdan çerçevesinde cilt bakımı’ kavramını desteklemeye ve sizin sağlıklı ve güveli cilt bakımı talep etme hakkınızı savunmaya devam edeceğiz. Bu demek oluyor ki biz yalnızca ciltle uyumlu ya da ciltle özdeş ürünlerin kullanımını destekleyeceğiz.
Sözlerimizi ve sizlere sağladığımız bilgileri, hepsi ulaşılıp okunabilir olan güvenilir bağımsız bilimsel makalelerle desteklemeye devam edeceğiz.
Biz, Bionome ilkeleri olan çevreye karşı toleransı, etkinliği ve uyumluluğu her zaman sürdüreceğiz.
Biz doğaya ve üzerinde yaşadığımız bu güzel gezegene saygı duyuyoruz ve sizi, hayvanların ve çevrenizin koruyucuları haline gelmeniz için uyarıyoruz.
DAS INSTITUT’ de sizlere, uzmanlık alanı içerik maddeleri ve sizin cildiniz olan kalifiye Skinolojistler tarafından cildinize yapılacak olan derinlemesine analizler sunuyoruz.
Cildinizin ‘mevcut durumu’ na odaklanan mükemmel bakımlar ruhunuza dokunur ve moralinizi yükseltir.
Güvenli, sağlıklı ve etkili cilt bakımı esaslarına ve hayata saygı duyduğumuz için biz Bionome cilt bakımını teşvik ediyoruz.
Size sadece güvenli cilt bakımı için değil, sağlıklı beslenme, dengeli bir yaşam ve güzel hislerle dolu zamanlar için profesyonel danışmanlığı garanti ediyoruz.
Size 3-5 hafta içinde görünür sonuçları garanti ediyoruz, aksi takdirde paranızı kesinlikle idare ediyoruz!
DAS INSTITUT’ ün bir parçası olmak çok eğlencelidir, burada düzenli olarak özel indirimleri ve promosyonları, bilgilendirme akşamları, pratik ‘güzel görünme’ akşamları ve uzmanlardan dersleri bulabilirsiniz.
Her zaman tüm sorularınızı yanıtlamak, gerektiğinde sizi daha fazla bilgiye yönlendirmek ve güzellik salonumuzdaki tüm ilginç ve ‘kaçırılmayacak’ bilgilendirme etkinlikleri ve diğer aktivitelerden sizi haberdar etmek için web sitemiz ve e-mail adreslerimiz yoluyla ulaşılabilir olacağız.
Ayrıca DAS INSTITUT, genellikle hayatlarımızda eksik olan bir şeye –gerçekten ilgi gösterilme ve ‘evinde ve arkadaşlarıyla birlikte olma’ hissini veren kişisel servise- sahip kozmetik ev bakım butiğinizdir. DAHA İYİ NE OLABİLİR Kİ?
Bir müşteri olarak sizin ilgilendiğiniz konuların ve iyi olmanızın her zaman bizim birincil önceliğimiz olacağına söz veriyoruz.
SAĞLIKLI VE MUTLU BIONOME GÜNLER
Leyla INANIR DAS INSTITUT
LEYLA İNANIR DAS INSTITUT MİSYONU
Misyonumuz; dünyanın her yerinde her müşteriye, DAS INSTITUT adında mükemmel bir güzellik ve huzur cenneti sunarken eğitimin her iki odağı olan bilgi ve profesyonelliği en üst düzeyde oluşturmaktır.
Biz, güzellik salonu/SPA’ nın temel görevini; sadece güzellik merkezi olmaktan sağlık ve güzelliğin merkezi olmaya, sadece bir bakım merkezi olmaktan bir eğitim noktası olmaya dönüştürmek istiyoruz. Bunları yaparken de bu salonların, müşterilerin sağlıklı ve güvenli bir cilt bakımını nasıl ayırt edebilecekleri hakkında tavsiye aldıkları bir yer olmasına ve buraların dermatolojinin, beslenmenin, sağlıklı yaşamanın, kişilik ve yaşam tarzına uyan inanılmaz değişimlerin odak noktası olmasına özen gösterdik.
DAS INSTITUT, cilt bakımı hakkında gerçekten önemli olan konuları odak noktası olarak alır; aslında direkt olarak, sağlıklı ve güvenli cilt bakımını neyin meydana getirdiği ve siz ve aileniz için en iyi cilt bakım tercihlerinin nasıl yapılacağı noktalarını dikkate alır.
Bu sistem her müşteriye, kendi ürününü profesyonel bir dermatolojik içerik maddeleri sözlüğü yardımıyla analiz edebileceği kanıtlanmış bir metot sunuyor. Böylece müşteri bir anda, belki de ilk kez iyi bir cilt bakımını neyin belirleyeceği konusunda bilgiye sahip olma ve elindeki ürünü tanımlayabilme konumuna geliyor.
Öğrendikleriniz karşısında hayrete düşeceksiniz!
Bu merkezlerin tümü, Skinolojist olabilmek için ek eğitimlerden geçmiş yetkili güzellik terapistleri tarafından işletilmektedir. Skinolojistler, sizin cildinizin sağlıklı, güzel ve genç olabilmesi için gerçekte hangi içerik maddelerine ihtiyaç duyduğu hakkında size tavsiye vermek için eğitilmiş içerik maddeleri uzmanlarıdır. Onlar, güzellik terapisti ve çok daha fazlasıdırlar.
Biz topluma, cilt bakım endüstrisinin müşteriye satmak istediklerini sunmak yerine, cilt bakım endüstrisine toplumun gerçek ihtiyaçlarını anlatmayı amaçlıyoruz. Bu sözümüzü de etkili, cilt dostu, çevre dostu ve hayvan dostu cilt bakımını her yönüyle araştırarak ve sürekli güncel bilgi sağlayarak daha da ileri götürmeyi hedefliyoruz. Başka bir deyişle, size vicdan çerçevesinde cilt bakımını sunmayı hedefliyoruz.
Biz müşterilerin bilgisinin güncelliğini, onlara sağlık ve güzellikteki en son haber ve trendleri ve dermatolojik bilgileri değerlendirip onlara net bir şekilde sunarak korumayı görev biliyoruz çünkü özel indirimler ve müşteri sadakati programlarıyla maddi açıdan karşılanabilen ve etkili bir cilt bakımını sağlamayı amaçlıyoruz.
Profesyonel dermatolojik literatürü kullanan, güvenilir ve lider bir uluslararası otorite haline gelebilmek için online sözlüklerden ve bilimsel çalışmalara ve makalelere dayalı uzmanların(doktorlar ve dermatologlar) görüşlerinden yararlanıyoruz.
Hedeflerimiz;
· Müşterilerin profesyonellerin kullandığı evde bakım ürünlerinden memnun olmalarını sağlamak. Sizlere evde kullanacağınız ‘profesyonel cilt bakımı’ nı sağlıyoruz.
· Etkili ve güvenli cilt bakımına ilişkin farkındalığı ve bilgiyi paylaşan bir toplum yaratmak.
· Tatmin edici alışveriş deneyimleri yaratmak.
· Sonuçları ve müşteri memnuniyetini garanti eden, güvenilebilir bir iş kurmak.
· Cilt analizinde mükemmelliği yakalamak ve ilgili cilt bakım ürünlerini önermek.
· Cilt bakım ürünleri tüketicisinin alışkanlıklarını etkilemek –deneyimsiz satış elemanlarından tezgâh üstü cilt bakım ürünlerini almamalarını, Skinolojist adındaki gerçek uzmanlardan ve profesyonel bir güzellik merkezinden –bir DAS INSTITUT Outlet’ ten- cilt bakım ürünleri almalarını sağlamak.
Leyla INANIR DAS INSTITUT